TÜRKÇE DİLBİLGİSİ

DİL AİLELERİ

Kaynak bakımından birbirine yakın olan diller bir aile teşkil ederler. Dünya dilleri bu şekilde çeşitli dil ailelerine ayrılırlar. Bir dil ailesi bir ana dilden çıkan dillerin oluşturduğu topluluktur. Bu diller arasındaki benzerlikler sonucu böyle bir varsayımı güçlendirir. Bir ana dilin yazılı belgeleri olmadığı halde birçok özelliklerini kendisinden türemiş bulunan ailedeki dilleri karşılaştırarak tesbit etmek mümkün olabilmektedir.

1) Hint-Avrupa Dil Ailesi

Hint-Avrupa dil ailesi Dünya’nın en büyük dil ailesidir. Yüzlerce dil ve lehçe içerir. Dünyada 2,5 milyarı aşkın kişinin ana dili Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Avrupa’nın en büyük dilleri, Güney ve Batı Asya dilleri, Kuzey ve Güney Amerika ve Okyanusya’da en çok konuşulan diller Hint-Avrupa dilleridir. Günümüzde dünyada en çok konuşulan 20 dilden 12’si Hint-Avrupa dil grubuna aittir. Bunlar İngilizce, İspanyolca, Hintçe, Portekizce, Bengalce, Rusça, Almanca, Fransızca, Marati, İtalyanca, Puncapca ve Urduca’dır.

a) Hint-İran Dilleri: İran, Afgan, Pakistan, Hindistan, Sri Lanka, Nepal dilleri,

b) Slav Dilleri: Rusça, Bulgarca, Lehçe (Polonya), Çekçe, Slovakça, Baltık dilleri,

c) Roman Dilleri (Latinceden türetilmiş diller): İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Rumence…

ç) Germen Dilleri: İngilizce, Almanca, Felemenkçe, İsveççe, Norveççe…

 

2) Hami-Sami Dil Ailesi

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya yayılmış çeşitli topluluklarca konuşulan yaklaşık 250 dilden oluşur. Hami ve Sami alt grupları olmak üzere ikiye ayrılır:

a) Hami Dilleri: Eski Mısır dili, Kuşi dili, Libya-Berber dili, Çad dili,

b) Sami Dilleri: Arapça, İbranice (Kenanca), Habeşçe, Akatça.

Bu ailenin yaşayan en önemli dilleri Arapça ve İbranicedir.

 

3) Bantu Dil Ailesi

Orta ve Güney Afrika’da yaşayan kabilelerin konuştukları 400’den fazla dilin bütününe verilen addır. Lingalaca, Lubaca, Kongoca, Swahili (Svahili), Pölce, Susuca, Gurca, Akanca Bantu dilleri grubundandır. Aslında Bantu’yu bir dil ailesi olarak adlandırmak yanlış olur, çok farklı kurallar içeren diller de bu grubun bir üyesi olabilir. Bantu bölgede konuşulan dillere verilen genel addır. Bantu sözcüğünün ne anlama geldiği konusunda ortak kabul görmüş bir görüş olmasa da bantu birçok Bantu dilinde “insan” anlamına gelir.

 

4) Çin-Tibet Dil Ailesi

Çin (Sin) ve Tibet-Burma Dilleri gruplarında yer alan 300 Doğu Asya dilinden oluşur. Çince, Tibetçe, Dzongka, Birmanca, Vietnamca ve Kmerce bu gruba girer.

 

5) Ural-Altay Dil Ailesi

Ural ve Altay dilleri akrabalığı öteden beri tartışma konusu olmuştur. Ne var ki, Ural – Altay dilleri, diğer dil aileleri gibi sağlam bir aile oluşturmazlar. Bu gruptaki diller arasındaki yakınlık, köken akrabalığından ziyade yapı yönüyle benzerlik şeklinde ortaya çıktığı için son yıllarda sınıflandırmanın dil ailesi yerine dil grubu olarak yapılması görüşü benimsenmektedir.

 

Ural Dilleri Ailesi:

1. Fin–Ugur kolu:

a) Fin Grubu: Fince, Laponca, Estonca, Mari Dili, Çeremişçe, Komice, Karelce.

b) Ugur Grubu:Macarca, Khansi dili, Mansi dili

 

2. Samoyet kolu:Samoyet, Nenetçe

3. Yukagir kolu

 

Altay Dilleri Ailesi:

1.Türk dilleri:

a) Oğuz grubu:Türkçe, Azerice, Türkmence.

b) Kıpçak grubu:Kazakça, Kırgızca, Karakalpakça, Nogayca, Karaçayca, Başkırca, Kumukça.

c) Uygur grubu (Çağatay grubu): Özbekçe, Uygurca, Salarca.

d) Yakut grubu:Yakutça.

e) Çuvaş grubu:Çuvaşça.

2.Moğol dilleri:Moğolca (Khalka), Buryatça, Kalmukça.

3.Tunguz dilleri:Even, Evenki, Golde, Oroç, Lamut.

4.Kore dili

5.Japon dili

 

Ural ve Altay dillerin akrabalığı bugün için aşağıdaki benzerliklere dayanmaktadır:

~ Her ikisi de eklemeli dildir. Yani her iki kolda da sözcük yapısı aynıdır.

~ Bu dillerin tümce yapıları da birbirinin aynıdır.

~ Bu dillerde ünlü uyumu da ortak özellik olarak kendini gösterir.

~ Rasanen'e göre, ünlü bolluğu ve ünsüz seyrekliğiyle sözcük başında ünsüz yığılışmasının bulunmaması da Ural-Altay dillerinin ortak özelliğidir.

~Ural-Altay dillerinde bazı eklerin hem eylemlerde çekim eki hem de sözcük türetmede yapım eki gibi kullanılması da önemli bir benzerliktir.

~Bu diller arasında sözcük benzerliklerine ve eşliklerine de rastlanmaktadır.

 

2.Yapı Bakımından Dünya Dilleri

Dünya dilleri yapı bakımından üç grupta incelenir:

Tek Heceli Diller (Ayrımlı Diller)

(Alm: isolierende sprachen; Fr: langues isolantes; İng: isolating languages): Bu dillerde her kelime tek heceden ibarettir. Kelimelerin çekimli şekilleri yoktur, yani daima kök durumundadır. Cümle çekimsiz kelimelerin bir araya gelmesiyle oluşturulur. Cümlenin anlamı genellikle kelimelerin sıralanışından anlaşılır. Konuşmada ise birbirine çok benzeyen kelimeleri ayırt etmek üzere çok zengin bir vurgu sistemi oluşturulmuştur. Çin ve Tibet dilleri bu gruba girer. Bu diller, aynı zamanda, tek seslemli diller (tek heceli diller) (Alm: wurzelsprachen, einsilbige sprachen; Fr: langues monosyllabique, langues atomiques; İng: monosyllabic languages, radical languages) arasında yer almaktadır.

 

Çekimli Diller (Bükümlü Diller)

(Alm: flektierende sprachen; Fr: langues flexionnelles; İng: inflexional languages): Bu dillerde, çekim sırasında ve yeni kelimeler türetilirken kelime kökleri genellikle değişir ve tanınmayacak hale gelir. Ekler kelimenin önüne, ortasına veya sonuna gelebilir. Bazı dillerde ise kelime kökü ile yeni kelime veya kelime çekimi arasında daima açık bir bağ, ilgiyi gösteren bir iz vardır. Kelime kökündeki asıl sesler yeni kelimede veya kelime halinde hep aynı kalırlar. Sami dilleri, Hint-Avrupa dilleri bu gruba girerler.

 

Eklemeli Diller (Bitişimli / Bitişken / Bağlantılı Diller)

(Alm: aglutinierende sprachen; Fr: langues agglutinantes; İng: agglutinating languages): Bu dillerde isim ve fiil çekimleri ile yeni kelimelerin teşkilinde kök değişmez. Kökün önüne veya sonuna birtakım ekler getirilerek kelime yapımı veya çekimi gerçekleştirilir. Ural-Altay dilleri bu gruba girer.

Türkçemiz sondan eklemeli bir dildir: göz-le-m-ci gel-ecek-ler-miş

 

3. Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri

Türkçemiz, dünya dilleri içerisinde yapı yönüyle sondan eklemeli diller grubunda yer alırken köken bakımından da Ural – Altay dil ailesinden Altay dillerinin Oğuz grubunda yer almaktadır.

 

TÜRKÇEDE SES BİLGİSİ

 ÜNLÜ (SESLİ) HARFLERİN NİTELİKLERİ:

Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan sese “ünlü” denir.

Dilimizde sekiz ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü

Ünlüler şu biçimde sınıflandırılır:

A. Dilin durumuna göre:

1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u

2. İnce ünlüler  : e, i, ö, ü

-----------------------------------------

B. Dudakların durumuna göre:

1. Düz ünlüler          : a, e, ı, i

2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü

-----------------------------------------

C. Ağzın açıklığına göre:

1. Geniş ünlüler : a, e, o, ö

2. Dar ünlüler     : ı, i, u, ü

 

ÜNLÜLER İLE İLGİLİ SES OLAYLARI:

ÜNLÜ DARALMASI:

(SESLİ DARALMASI)

*Türkçede a, e ünlüleri ile biten fiillerin şimdiki zaman (-yor) çekiminde, söyleyişte de yazımda da

" a " ünlüsü " ı, u "  ünlüsüne dönüşür;

" e " ünlüsü " i, ü "  ünlüsüne dönüşür:

Örn: {Başla-yor / başlıyor}, {Doyma-yor / doymuyor}, {İzle-yor / izliyor}

{De-yor / diyor}, {Gelme-yor / gelmiyor},{Gözle-yor / gözlüyor}

 

Not: Bazı kullanımlardaki iki ünsüz arasına giren yardımcı sesler ünlü daralmasını andırır. Bu kullanımlar ünlü daralması değildir.

biliyor, duruyor, geçiyor, bakıyor, atıyor, yanıyor, seziyor, vuruyor, üzüyor, yüzüyor

Not:“-y” kaynaştırma harfinden önceki “-a, -e” harfleri konuşma dilinde daraltılsa bile yazıda daraltılmaz.

Daraltılırsa yazım yanlışı olur.

Gelmeyen Yazıda

Gelmiyen Sözlü kullanımda

 

Yazıda doğru olan kullanımlar:

yapmayan, gitmeyen, başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım; gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim

 

Notun İstisnası:

-y” kaynaştırma harfinin istisna olarak, yazıda da daraltıcı özelliği görülebilir.

De- ve Ye-  fiillerinde, söyleyişteki i ünlüsü yazıya da geçirilir:

{De Di-y-en}, {Ye Yi-y-en}, {Diyerek, diyecek, diyelim, diye}

{Yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip}

 

Notun istisnasının istisnası:

Deyince”, “deyip” sözlerindeki “e” yazılışta korunur. Daralma olmaz.

 

EK BİLGİ:

Ünlü Değişimi: (Sesli Değişimi)

Ben ve sen kelimeleri yönelme durum eki aldıklarında ses değişikliğine uğrarlar:

 

{Ben-e > bana}, {Sen-e > sana}

 

ÜNLÜ DÜŞMESİ:

(Sesli Düşmesi) (Hece Düşmesi) (Ünlü Aşınması) (Ses Düşmesi)

*Bazı kelimelerde, ek aldıklarında ya da bileşik kelime oluşturduklarında ünlü düşmesi görülür:

{Ağız / ağzı}, {Akıl / aklı}, {Alın / alnı}, {Bağır / bağrım}, {Kayın / kaynı},

{Sabır / sabrı}, {Vakıf / vakfı}, {Çevir- / çevril}, {Devir- / devril},

{Ayır- / ayrıntı}, {Uyu- / uyku}, {Sarı / sararmak}, {Oyun / oynamak}, {Yumurta / yumurtlamak}, {Koku / koklamak}, {İleri / ilerlemek},

{Emir / emretmek}, {Sabır / sabretmek}

 

{Kahve altı – Kahvaltı}, {Pazar ertesi – Pazartesi}, {Cuma ertesi – Cumartesi}

{Ne asıl – Nasıl}, {Ne için – Niçin}, {Sütlü aş – Sütlaç}

 

Not:İçeri, dışarı, ileri, şura, bura, ora, yukarı, aşağı” gibi sözler ek aldıklarında sonlarında bulunan ünlüler düşmez:

İçerde > Yanlış,  Doğrusu > içeride

İlerde > Yanlış, Doğrusu >ileride

Şurda > Yanlış,  Doğrusu >şurada

Yukarda > Yanlış,  Doğrusu >yukarıda

 

Not:Ünlüyle başlayan ek aldıklarında vurgusuz orta hecesindeki dar ünlüsü düşen kelimelerle oluşturulan ikilemelerde ikinci kelimenin dar ünlüsü düşmez:

{Ağız ağza}, {Burun buruna}, {Koyun koyuna}, {Omuz omuza},

{Şehirden şehire}

 

Not:iken, idi, imiş, ise” ek eylemleri bitişik yazılırken ünlü düşmesi yaşanır:

{Gidecekti / gidecek idi}, {Yazıyormuş / yazıyor imiş}

 

Not:ile” sözcüğü bitişik yazıldığı durumlarda ünlü düşmesi yaşanabilir:

{Bizimle / bizim ile}, {Arabayla / araba ile}

 

ÜNLÜ TÜREMESİ:

(Sesli Türemesi) (Ses Türemesi)

*Bazen bir sözcükle, bir ek yan yana gelirken sözcük ve eke ait olmayan bir ünlü ortaya çıkabilir. Bu olaya ünlü türemesi denir.

{Az-cık / azıcık}, {Dar-cık / daracık}, {Bir-cik / biricik}

 

Not: Pekiştirme yapılırken de ünlü türediği görülür.

{Yap-yalnız / yapayalnız}, {Sap-sağlam / sapasağlam}

 

ÜNSÜZLERİN (SESSİZ HARFLERİN) NİTELİKLERİ:

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan seslere ünsüz denir.

Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır:

b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z

 

*Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:

1.Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere

yumuşak (ötümlü, tonlu) ünsüzler adı verilir:

b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z

 

2. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere sert (ötümsüz, tonsuz) ünsüzler denir:

ç, f, h, k, p, s, ş, t

 

Sert Ünsüzler: f, s, t, k, ç, ş, h, p (fıstıkçı şahap)

Süreksiz Sert Ünsüzler: k, t, ç, p (ketçap)

 

ÜNSÜZ (SESSİZ) UYUMU:

*Dilimizde sert ünsüzle biten kelimeler sert ünsüzle başlayan ekler alır:

aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim, ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü

 

*Yumuşak ünsüzle biten kelimeler ise yumuşak ünsüzle başlayan ekler alır:

al-dı, an-dı, bil-gi, del-gi, göz-cü, ver-di, yol-da

 

ÜNSÜZ BENZEŞMESİ:

(Sessiz Benzeşmesi) (Sert Ünsüz Benzeşmesi) (Ünsüz Sertleşmesi)

*Türkçe kurallara göre; sert ünsüz bir harften (fıstıkçı şahap) sonra ünsüzle başlayan bir ek gelecekse, ekin başındaki ünsüz “sert ünsüze” dönüşür.

{Seç-gin / seçkin}, {Sus-gun  / suskun}, {Kitap-da / kitapta}, {Toprak-dan/ topraktan}, {Küs-dü / küstü}, {4-de / 4’te}

 

Not: Bu kurala uyulmaması aynı zamanda yazım yanlışı kabul edilir.

İSTİSNA: “-cağız” ve “-gen” ekleri bu kurala uymaz.

{Çocukcağız > Doğru}, {Üçgen > Doğru}

 

SERT ÜNSÜZ YUMUŞAMASI:

(Sert Sessiz Yumuşaması) (Ünsüz Değişimi)

* “p,ç,t,k” harfleri ile biten bir kelimeden sonra ünlü ile başlayan bir ek getirilirse; “p,ç,t,k” harfleri “b,c,d,g,ğ” ye dönüşür.

 

Örn: {Yurt-u / yurdu}, {Kanat-ı / kanadı}, {Bilek-i / bileği}, {Renk-i / rengi}

{Kap-a / kaba}, {sebep / sebebi}, {bant / bandı}, {bent / bendi}, {cilt / cildi}, {etüt / etüdü}, {metot / metodu}, {standart / standardı}, {ahenk / ahengi}, {hevenk / hevengi}, {kelep / kelebi}, {kazanç / kazancı}, {geçit / geçidi}, {başak / başağı}

 

UYARI: Sonlarındaki ünsüzleri yumuşamayan kelimeler de vardır:

{Anıt / anıtı}, {Bulut / bulutu}, {Cumhuriyet / cumhuriyete}

{Devlet / devleti}, {Paket / paketi}, {Sepet / sepeti}, {Şefkat / Şefkatiniz}

 

Not: Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan “p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında korunur:

{ak / akı}, {at / atı}, {bük / bükü}, {ek / eki}, {et / eti}, {göç / göçü}, {ip / ipi}, {kaç / kaçıncı}, {kök / kökü}, {ok / oku}

 

UYARI: Tek heceli olduğu hâlde sonlarındaki ünsüzleri yumuşayan kelimeler de vardır:

{but / budu}, {dip / dibi}, {gök / göğü}, {kap / kabı}, {kurt / kurdu},

{uç / ucu}, {yurt / yurdu}

 

Not: Özel isimlerde, bu kural, yazı dilinde uygulanmaz.

{Zonguldak’a / Tokat’ı}

 

ÜNSÜZ DÜŞMESİ:

(Sessiz Düşmesi) (Ünsüz Aşınması) (Ses Düşmesi)

* “ -k ” ile biten bazı sözcükler ek aldıklarında “ -k ” sesi düşer:

 

{Küçük-cük / küçücük}, {Yumuşak-cık / yumuşacık}, {Ufak / ufalmak}

{Kalk-dır / kaldır}, {Minik-cik / minicik}, {Seyrek-el / seyrelmek}

 

Not:Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda ünsüz düşmesi meydana gelebilir.

Örn: {Üst-teğmen / üsteğmen}, {Ast-teğmen / asteğmen}

 

EK: Ad-daş / adaş

 

ÜNSÜZ TÜREMESİ:

(Sessiz Türemesi) (Ses Türemesi)

*Arapçadan dilimize giren ve özgün biçimlerinde sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimeler Türkçede tek ünsüzle kullanılır. Bu kelimeler ünlüyle başlayan ek veya yardımcı fiille kullanıldıklarında sondaki ünsüz ikizleşir:

 

Örn: {Hak-ı / hakkı}, {His-i / hissi}, {Ret-i / reddi}, {Zan-ı / zannı}

Örn: {His / hissetmek}, {Zan / zannetmek}, {Hal / hallolmak}

 

Not:Bileşik fiiller oluşurken ses düşmesi ya da ses türemesi yaşanıyorsa, sözcükler mutlaka bitişik yazılır.

 

KAYNAŞTIRMA HARFLERİ:

(Koruyucu Ünsüzler) (Y,Ş,S,N) (YAŞASIN)

Türkçede iki ünlü yan yana gelmediği için, ünlü ile biten bir sözcüğe, ünlü ile başlayan bir ek getirileceği zaman araya kaynaştırma harfleri (y,ş,s,n) getirilir.

Örn: {Soba-y-a}, {Su-y-u}, {O-n-u}, {Bu-n-a}, {Araba-n-ın}

 

Not:Kaynaştırma harflerinin iki ünlü arasında olmadan da kullanımı mevcuttur.

Örn: {Kısa-y-dı}, {Şu-n-da}, {Bu-n-dan}, {Araba-y-la}

 

Not: Aşağıdaki sözcüklerde kaynaştırma ünsüzü yoktur.

{beşer}, {altmışar}, {yetmişer}

Örn: (senin) kolun – a

 

ULAMA:

Ünsüzle biten bir sözcükten sonra, ünlüyle başlayan bir sözcük gelmesiyle oluşur.

 

Evden_acilen_ayrıldım.

 

Not: Araya virgül gelmesi halinde ulama gerçekleşmez.

Ahmet, eve gitti. (Ulama yoktur.)

 

ÜNLÜ UYUMLARI:

 

BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU: (Kalınlık-İncelik)

1-Bir sözcükte, ilk hecedeki ünlü harf kalın ise, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın olmalıdır.

2-Bir sözcükte, ilk hecedeki ünlü harf ince ise,diğer hecelerdeki ünlüler de ince olmalıdır.

a, ı, o, u > a, ı, o, u ya da e, i, ö, ü > e, i, ö, ü

 

Örn: adım, ayak, boyunduruk, burun, dalga, dudak, kırlangıç

Örn: Türkiye, beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük

 

Not: *Büyük ünlü uyumuna aykırı olan Türkçe sözcükler de vardır.

*Bazı Türkçe sözcükler, zamanla ses değişikliğine uğrayarak büyük ünlü uyumu dışına çıkmıştır.

 

Ana-> Anne

Karındaş-> Kardeş

Alma ->  Elma

Kangı-> hangi

dahi, hani, inanmak, şişman

 

Not:Alıntı (yabancı dillerden dilimize giren) sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz:

Örn: ahenk, badem, ceylan, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, otomatik, pehlivan, selam, tiyatro, viraj, ziyaret, telefon, sinema, şikayet, mektup, istasyon

 

Not: Bitişik yazılan birleşik sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz:

açıkgöz, bilgisayar, çekyat, hanımeli

 

Not:Tek heceli sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz.

Not:“-gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor” ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz:

Örn: akşam-leyin, bakla-gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor vb.

 

Not:“-daş (-taş)” eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna uymaz:

Örn: din-daş, gönül-daş, meslek-taş, ülkü-daş vb.

 

Not:“-ki” aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz:

Örn: akşamki, duvardaki, karşıki, onunki, yarınki, yoldaki

 

Not:Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın son sesleri ince söylenen bazı alıntı kelimeler ince ünlü ekler alır:

Örn: {alkol/alkolü}, {hakikat/hakikati}, {helal/helalimiz}, {idrak/idrakimiz}, {kabul/kabulü}, {kontrol/kontrolü}, {protokol/protokole}, {saat/saate}, {sadakat/sadakati}, {santral/santraller}

 

KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU: (Düzlük – Yuvarlaklık)

Kural-1:Bir sözcükte, önceki hecede düz ünlü harf varsa, sonraki hecede de düz ünlü bulunmalıdır.

a, e, ı, i,a, e, ı, i

 

Kural-2:Önceki hecede yuvarlak ünlü harf varsa, sonraki hecede; yadar-yuvarlak, ya da düz-geniş ünlü bulunmalıdır.

o, ö, u, ü,ya “a,e” ya da “u,ü”

 

Önemli Not:

* Küçük ünlü uyumunda hece hece ilerlemek esastır.

* Bir başa, bir sona bakılmaz.

* Yani sözcüğün ilk ünlüsüyle son ünlüsü uyuşmayabilir.

 

Ufaklık >u’dan sonra ,a’dan sonra ı gelebilir.

Sobacı >o’dan sonra ,a’dan sonra ı gelebilir.

 

Uyumlu örnekler:

Gelenek, eskimiş, izleyici, kayalık, umutsuz, üzüntü, sulak, köpek, anlaşmalı, bilek, çilek, ısırmak, ılıklaşmak, kayıkçı, seslenmek, yeşil; boyunduruk, börekçi, çocuk, güreşmek, ocakçı, odun, özlemek, sürmek, vurmak, yoklamak, yorgunluk, yumurta, yüreksiz

 

Not:Küçük ünlü uyumuna aykırı Türkçe kelimeler de vardır:

Örn: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur

 

Not:Küçük ünlü uyumu, alıntı kelimelerde aranmaz:

Örn: aktör, alkol, bandrol, daktilo, kabul, doktor, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör, radyo, vakur

 

Not:“-yor” eki küçük ünlü uyumunu bozar.

Not:-ki” aitlik eki küçük ünlü uyumunu bozar.

Yalnızca birkaç örnekte küçük ünlü uyumuna uyar:

Örn: bugünkü, dünkü, öbürkü vb.

 

VURGU:

1-Sözcük içinde bir hecenin, cümle içinde bir sözcük ya da sözcük grubunun diğerlerine göre daha baskılı, kuvvetli söylenmesine “vurgu” denir.

2-Sözcüklerde ve sözcük öbeklerinde bazı hecelerin, cümlenin bütününde de bazı sözcüklerin diğerlerine göre daha yüksek tonda seslendirilmesine “vurgu” denir.

 

SÖZCÜK VURGUSU:

Sözcüğü oluşturan hecelerden birinin diğerlerine göre daha baskılı söylenmesine sözcük vurgusu denir.

 

Not: Türkçe sözcüklerde vurgu genelde son hecededir.

Örn: kelebek, çocuk, büyük, yakın

 

Not: Coğrafi isimlerde vurgu genelde ilk hecede olur.

Örn: Ankara, Norveç, Asya

 

Not: Bazı zarflarda ve bağlaçlarda vurgu ilk hecededir.

Örn: önce,sonra,şimdi,şöyle,ayrıca,belki,yahut,yalnız

 

Not: Pekiştirilmiş sözcüklerde ve ünlemlerde vurgu ilk hecededir.

Örn: kıpkırmızı, yemyeşil, simsiyah, aferin, maşallah, eyvah

 

Not: Olumsuzluk eki (-ma / -me) vurguyu kendinden önceki heceye kaydırır.

Örn: gitmedim, gelmeyeyim

 

Not:ki, de” bağlaçları ve “mi” soru eki vurguyu kendinden önceki sözcüklere kaydırır.

Örn: Geldimi? , Okudun mu? , Evimizde

 

Not: Sözcük ek aldıkça, vurgu son eke doğru kayar.

Örn: Gözlük, Gözlükçü

 

TÜRKÇEDE YAZIM KURALLARI

 

Büyük Harflerin Kullanımı

Cümleler, dizeler büyük harfle başlar.

- Dün hava çok güzeldi.

- Annemizden izin alıp dışarı çıktık.

- Bir ılık sonbahar yağmuru yağar,

- Alır kirleri bir bir üzerimizden.

- Hitaplar, büyük harfle başlar.

- Sevgili Kardeşim, hepimiz seni çok özledik.

- Biricik Arkadaşım, mektubunu daha yeni aldım.

- Saygıdeğer Konuklar, hepiniz toplantımıza hoş geldiniz.

- Sayın Bakanım, destekleriniz için teşekkür ederiz.

 

Özel adlar, özel adlara bağlı unvan adları, özel addan türeyen sözcükler büyük harfle başlar.

-Namık Kemal ile Ziya Paşa‘nın tartışmaları meşhurdur.

- Bizim Tekir yine Fatma Nine‘nin kucağındaydı.

- Şirketin davalarını Avukat Ahmet Yiğit Bey takip ediyordu.

- Bu gece yine Doktor Murat nöbetçi.

- Köyün en yaşlısı olan Hasan Dayı‘yı herkes severdi.

 

Not: Unvan sıfatları özel ada bağlanmadığı zaman küçük harfle başlar.

- Annem hep avukat olmamı isterdi.

- Hastanedeki doktor, iyileşeceğimi söyledi,

- Yeni öğretmenimiz birazdan sınıfa girecek.

- Şikâyetçiler, dilekçeyi kaymakam beye verdiler.

 

Not: Akrabalık ilişkilerini belirten unvan sıfatları, özel adla kullanılsa bile küçük harfle başlar.

- Bu yaz, Yusuf amcamı ziyaret edeceğiz.

- Emine halam bizim için yemek hazırlamış.

 

Kurum, kuruluş, kitap, gazete, dergi, adlarının her sözcüğü büyük harfle başlar.

- Yakup Kadri, Kiralık Konak’ta bir ailenin çöküşünü anlatır.

- Okuduğumuz haber dünkü Hürriyet’te yayımlanmış.

- Bu teklife Maliye Bakanlığı’nın bakışı çok sıcak.

- Makalem Türk Edebiyatı dergisinde yayımlanacak.

- Şairin Otuz Beş Ya  şiirini hemen herkes bilir.

 

Kitaplarda bölüm, dergi ve gazetelerde yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar. Bu başlıklarda geçende, ve, ile, ya, ya da, ki bağlaçları ve ‘’ soru eki” küçük harflerle yazılır.

- Ben, kitabınEdebiyatımızda Eleştiri bölümünü hazırladım.

- Edebiyatımızda Batılı anlamda ilk roman Mai ve Siyah‘tır.

- Stendhal, Kızıl ile Kara adlı romanın yazarıdır.

- Seminerde Doğal Enerji Kaynakları ve Kullanımı ele alındı.

 

Kurum, kuruluş kısaltmalarını karşılayan harflerin tamamı, unvan kısaltmalarının ilk harfi büyük harfle başlar.

- Bu ovada DSİ sulama çalışması yapıyor.

- THK, her yıl model uçak kursları düzenliyor.

- Okulumuzda Doç. Dr. Ahmet Çelik bir konferans verecek.

- Baro başkanlığı için Av. Ali Tanrıverdi de aday oldu.

- Millet, ırk, dil, din, mezhep, boy, kavim adları büyük harfle başlar.

- Avrupa’daki Türklerin sorunları ele alınacak.

- Arkadaşım, İngilizceyle Rusçayı çok iyi konuşuyor.

- Türkler, İslamiyet‘i kendilerine yakın buldukları için seçtiler.

- Dadaloğlu, Avşar boyuna mensup bir saz şairidir. 

Kıta, ülke, şehir, ilçe, semt, mahalle, cadde, sokak, dağ, deniz, göl, ırmak, ova adları büyük harfle başlar.

- Toplantıda Türkiye,Asya ülkelerine ev sahipliği yapacak.

- Yarın İstanbul‘un Ümraniye ilçesinde sular kesilecekmiş.

- Çocukluğum Hisarüstü Mahallesi‘nde geçti.

- Artık Marmara Denizi‘nde çok az balık türü kaldı.

- Turistler, Çoruh Nehri‘ne rafting yapmak için geliyor.

- Bir grup dağcı, Erciyes Dağı‘na tırmanmak için yola çıktı.

 

Gün, ay adları bir tarihe bağlıysa büyük harfle, diğer durumlarda küçük harfle başlar.

- Cumhuriyet, 29 Ekim 1923 tarihinde kuruldu.

- 23 Nisan Pazartesi, törende şiir okuyacağım.

- Okullar her yıl eylülde açılır.

- Önümüzdeki perşembe, sizi de yemeğe bekliyoruz.

Not: Bu cümlelerin ilk ikisinde gün ve ay adları, belli bir tarihe bağlandığı için büyük harfle başlamış; ötekilerde ise, belli bir tarihe bağlanmadığı için küçük harfle başlamıştır.

 

Yön adları özel adın önünde kullanılırsa büyük harfle, devamında kullanılırsa küçük harfle başlar.

- Buraya daha çok, Kuzey Avrupa‘dan turistler gelir.

- Avrupa’nın kuzeyinde hava genellikle kapalıdır.

Bu cümlelerin birincisinde “kuzey” sözcüğü, “Avrupa” adının sıfatı olarak kullanılmıştır ve “Kuzey Avrupa” sözü bir bölgenin adı (özel ad) olmuştur. İkincisinde ise, belli bir bölgeyi karşılama söz konusu olmadığı için “kuzey” sözcüğü küçük harfle başlatılmıştır.

Not: Yön adları; belli devletleri, ulusları, kültürleri karşıladığında büyük harfle başlar.

- Divan edebiyatında Doğu kültürü ağır basar.

- Türk şiiri, Batı şiirinden birçok yönden üstündür.

- Birçok Batılı yazarın yapıtı dilimize çevrildi.

 

Ay, dünya, güneş sözcükleri astronomi terimi olarak kullanıldığında büyük harfle başlar.

- Ay, Dünya‘nın etrafında, Dünya Güneş‘in etrafında döner.

- Bize, güneş girmeyen eve doktor girer, dedi.

- Bütün dünya gelse onu kararından vazgeçiremez. 

- Yapı, yapıt, yer adları büyük harfle başlar.

- Öğretmenimiz bizi Topkapı Sarayı’na götürecek.

- Van Kalesi‘nden bütün Van’ı görebilirsiniz.

- Konya’ya giderseniz Mevlana Müzesi‘ni mutlaka gezin.

- Bütün gün Antalya Milli Parkı‘nı gezeceğiz.

- Hafta sonu Peribacaları‘na gezi düzenleyeceğiz.

- Şu sıralar, Sümela Manastırı‘na ziyaretçi akını yaşanıyor.

 

Soru işareti (?), ünlem işareti (!), nokta (.)’dan sonra büyük harfle başlanır.

- Eyvah! Evin anahtarını yanıma almayı unuttum.

- Bugün ne yapacağız? Sinemaya gideceğiz.

- Yağmur durmaksızın yağdı. Birçok işyerini su bastı.

 

Sayıların Yazımı: Sayılar, ticari işlemler dışında ayrı yazılır.

- Vatani görevimi otuz üç gün sonra bitiriyorum.

- Soru bankasında bin sekiz yüz altmış beş soru vardı.

- Ülkemize bu yıl tam yedi milyon iki yüz elli bin turist geldi.

- Sayılara getirilen ekler ünsüz uyumuna uyar ve kesmeyle ayrılır.

- Yarışmada ben 7’nci oldum, o da 8’inci oldu.

- Dünkü sınavda 3’üncü soruyu çözememiş.

- Yarın saat 13’te veli toplantısına katılacağım.

- 1984’te işe girdiği şirkette 1987’de müdür oldu.

- Büyük sayıların yazımında sıfırlı kısımlar yazıyla gösterilebilir.

- Firmamız bu yıl 35 milyon TL kâr etti.

- Fabrikamız 2 bin kişiye iş imkânı sağlıyor.

- Yoksul ailelere 100 milyarlık gıda yardımı yapıldı.

 

Not: Çek, senet, fatura, hesap belgesi vb. ticari evraklarda sayılar bitişik yazılır.

- Çekin üzerinde ellibin TL yazıyordu.

- Faturada yüzonbeşbinbeşyüzkırkiki TL yazıyor.

Tarihlerin Yazımı : Ay ve gün adları, tarih yazımında büyük harfle başlar.

- İlk arabasını 10 Nisan 2000‘de almış.

- Şair, bu şiiri 5 Ocak 1960‘ta yazmış.

- Sanatçı, 27 Eylül 1974 Cuma günü dünyaya gelmiş.

 

Tarihler rakamla yazıldığında aşağıdaki biçimlerde yazılabilir.

- 15. 07. 1981

- 15- 07 - 1981

- 15/ 07 /1981

- 15. VII. 1981

- 15 – VII – 1981

- 15 / VII / 1981

 

Kısaltmaların Yazımı

Kısaltmalara getirilen ekler, o kısaltmayı oluşturan sözcük ya da sözcüklerin okunuşuna değil, kısaltmanın okunuşuna göre getirilir ve kesmeyle ayrılır.

- Her yıl TBMM’nin açılışını cumhurbaşkanı yapar.

- Üniversite öğrencileri burs için İTO’ya başvurabiliyor.

- Mahalle halkı İETT’den otobüs seferlerini artırmasını istiyor.

- ODTÜ’yü kazanan öğrencilerimize burs vereceğiz.

- YÖK’ten yeni sınav sistemiyle ilgili bir açıklama yapılmadı.

- Yıl sonunda, ABD’ye teyzemi ziyarete gideceğiz.

 

Ekeylemin Yazımı

Ekeylem (i-), ek olarak kullanıldığında bitişik yazılır. Sözcük olarak yazıldığında ayrı yazılır. Sözcüklere bitişik de ayrı da yazılabilir.

- Bu bina bir zamanlar okulmuş. (okul imiş)

- Onun amcası köyde muhtardı. (muhtar idi)

- Akşama evdeyseniz uğrayalım. (evde iseniz)

- O, gelenleri iyi tanıyormuş. (tanıyor imiş)

- Dün sabah onunla buluşacaktık. (buluşacak idik)

- Biraz beklerseniz ben de gelirim. (bekler iseniz)

- Tuttuğumuz evin kirası fazla değildi. (fazla değil idi)

- Derslerine çalışmıyor değildi. (çalışmıyor değil idi)

 

De’nin Yazımı

Bağlaç olan “de, da” her zaman ayrı yazılır ve “te, ta” şekli yoktur.

- Derse gelirken yeni kitaplarınızı da getirin.

- Gel de doktorun söylediklerini yap.

- Soruları çözerken çok da zorlanmadık.

- Hafta sonu teyzemler de bize gelecek.

Not: Cümlede “de” bağlacı her zaman vurgulu olarak söylenir ve bu yönüyle ek olan “de, da”dan rahatlıkla ayrılır. Bir de bağlaç olan “da, de” cümleden çıkarıldığında anlam bozulmaz; ek olan “-da, -de” çıkarıldığında anlam bozulur.

- Bu masada biz oturacağız.

- Bu masa da bize ait.

Birinci cümlede “-da” eki cümleye bulunma anlamı katmış ve çıkarıldığında cümlenin anlamı bozuluyor. Öyleyse “-da” ektir. İkinci cümlede “da” vurgulu olarak söylenebildiği gibi cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamının değişse bile bozulmadığını görüyoruz. Öyleyse “da” bağlaçtır ve ayrı yazılmıştır.

 

Kinin Yazımı

Bağlaç olan “ki” her zaman ayrı yazılır. Sıfat yapım eki ve ilgi zamiri olan “-ki” bitişik yazılır.

- Anladım ki her insanın içinde bir dünya gizliymiş.

- Sen ki sınıfın en çalışkan öğrencisiydin.

Not: Aşağıdaki cümlelerin birincisinde sıfat yapan “-ki”, ikincisinde ise adın yerine geçerek adıl olan ilgi adılı “-ki” kullanılmıştır.

- Vazodaki çiçekler birer birer kurumuştu.

- Buranın havası, şehrinkinden çok daha temiz.

 

İle”nin Yazımı

İlgeç ya da bağlaç olarak kullanılan “ile” sözcüğü, ayrı yazılabildiği gibi, ek biçiminde de yazılabilir. Ek biçiminde yazıldığında “i” ünlüsü düşer. Bu durumda, ünsüzle biten sözcüğe, ses uyumuna göre, “-la, -le” biçiminde eklenir. Ünlüyle biten bir sözcüğe geldiğinde “i” sesinin yerine “y” koruyucu ünsüzü gelir.

- Dedem, kardeşim ile beni yanına çağırdı.

- Dedem, kardeşimle beni yanına çağırdı.

- Yarın ilk uçak ile gelecekmiş.

- Yarın ilk uçakla gelecekmiş.

- Arkadaşı ile sinemaya gitmiş.

- Arkadaşıyla sinemaya gitmiş.

Mi”nin Yazımı

Kendinden önceki sözcükten her zaman ayrı yazılır; fakat kendinden sonra gelen eklere bitişik yazılır.

- Verdiğim kitabı okudun mu?

- Biraz önce kapıyı çalan sen miydin?

- Bu evde daha önce kimlerin oturduğunu biliyor musun?

- Soru eki “” cümleye soru anlamı katmasa bile ayrı yazılır.

- Ders zili çaldı mı hepimiz sınıfa koşardık.

- Onu daha önce hiç mi hiç görmedim.

 

İkilemelerin Yazımı

- İkilemeler ayrı yazılır. İkilemeyi oluşturan sözcüklerin arasına virgül (,) konmaz.

- İki kardeş el ele verip şirketi büyüttü.

- Onunla ara sıra oturup dertleşiriz.

- Burada doğru dürüst arkadaşlıklar kurmak zor.

- Eski püskü elbiseler içinde bir çocuk yanımıza geldi.

- Uçakta aşağı yukarı otuz yolcu vardı.

Not: İkilemeler bir varlığa, bir kavrama ad olduğunda bitişik yazılır.

- Elindeki gırgırla halıyı temizledi.

- Gömleğin çıtçıtları kopmuştu.

 

Pekiştirmeli Sözcüklerin Yazımı : Pekiştirilmiş sözcükler her zaman bitişik yazılır.

- Şehir tertemiz sokaklarıyla dikkat çekiyordu.

- Önümüzde daha upuzun bir yol var.

- Yemyeşil bir ormanın içinde yürümeye çalışıyoruz.

- Hepimiz karmakarışık duygular içinde onu bekliyoruz.

 

Bileşik Sözcüklerin Yazımı

Bileşik sözcükler, aynı ya da farklı türde sözcüklerin kalıplaşmasıyla oluşur. Bu sözcükler anlamca bir bütünlük kazanmıştır ve tek bir varlığı, kavramı ya da eylemi karşılamaktadır. Bileşik sözcükler, şu durumlarda bitişik yazılır:

Bileşik sözcüğü oluşturan sözcüklerden en az biri gerçek anlamını yitirirse;

suçiçeği, dalgakıran, birçok, herhangi

Bileşik sözcüğü oluşturan sözcüklerden en az biri tür değişikliğine uğrarsa;

gelgit, karasinek, bilgisayar, ağaçkakan

Bileşik sözcükte ses düşmesi veya ses türemesi olursa;

pazartesi (pazar + ertesi)

niçin (ne + için)

sabretmek (sabır + etmek)

hissetmek (his + etmek)

Kurallı bileşik eylemler ve anlamca kaynaşmış bazı eylemler bitişik yazılır.

koşabilmek, şaşakalmak, gidivermek, düşeyazmak başvurmak, vazgeçmek, varsaymak, öngörmek

 

Satır Sonu Yazımı

Bir sözcük satır sonunda bütünüyle yazılamıyorsa, sözcüğün yazılabilen heceleri yazılıp sonuna kısa çizgi (-) eklenir. Satıra sığmayan heceler sonraki satırın başına yazılır.

- Ben, kimselerin uğramadığı bu köye, daha önce görevli ola-

rak gelmiştim.

Satır sonuna sığmayan bileşik sözcük tek bir sözcük olarak hecelenir. Bileşik sözcüğü oluşturan sözcükler ayrı ayrı hecelenmez.

Türlü türlü ağaçlarla ve çiçeklerle dolu bahçede ilgimi hanı-

melleri çekerdi en çok.

 

Satır sonunda biten özel adlardan sonra kesme işareti konulduktan sonra kısa çizgi (-) konulmaz.

- Fakülteden mezun olduktan sonra tayin olduğum Ankara’

dan ayrılmak bana zor gelmişti.

- Bir otelde bir araya gelen ilçe belediye başkanları İstanbul’

un sorunlarını ele aldı.

 

NOTKALAMA İŞARETLERİ

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır.

Noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak, ayraç ve kesme işaretleri ait oldukları kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme dışındaki işaretlerden sonra bir harf boşluğu ara verilir.

 

Nokta ( . )

1.Cümlenin sonuna konur:Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (Reşat Nuri Güntekin)

2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay),Dr. (doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Prof.   (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkası, ve benzeri, ve benzerleri, ve bunun gibi), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), İng. (İngilizce) vb.

3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur:

3. (üçüncü), 15. (on beşinci); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak, 4. Levent vb.

4. Arka arkaya sıralandıkları için virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur:

3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında vb.

5. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

 I.        1.       A.       a.

 II.       2.       B.       b.

6.Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

29.5.1453, 29.X.1923 vb.

UYARI:Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz:

- 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923 vb.

 

7.Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

- Tren 09.15’te kalktı. Toplantı 13.00’te başladı.

- Tören 17.30’da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

 

8.Kitap, dergi vb.nin künyelerinin sonuna konur:

- Agâh Sırrı Levend,Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri,TDK Yayınları, Ankara, 1960.

 

9.Dört ve dörtten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur:

1.000, 326.197, 49.750.812 vb.

 

10. Genel ağ adreslerinde kullanılır:

http://tdk.gov.tr

 

11. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır:

4.5=20, 12.6=72 vb.

 

Virgül ( , )

1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

- Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar)

- Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller

- Dillenmiş ağızlarda, tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel)

- Zindana atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri kaçmaya uğraşıyorduk. (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

- Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar. (Ömer Seyfettin)

 

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:

- Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 

3.Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan özneyi belirtmek için konur:

Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 

4. Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna konur:

Zemin bu kadar koyu bir kırmızıya dönüşünce, bir an için de olsa, belirginliğini yitiriverdi sivilceleri. (Elif Şafak)

 

5. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:

- Akşam, yine akşam, yine akşam,

- Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

6.Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerinden sonra konur:

- Adana’ya yarın gideceğim, dedi.

- Aç karnına sigara içmekle hiç de iyi etmiyorsun, dedi. (Necati Cumalı)

 

7.Konuşma çizgisinden sonraki alıntı cümlesinin bitimine konur:

– Bu akşam Datça’ya gidiyor musunuz, diye sordu.

 

8. Edebî eserlerde konuşma bölümünden önceki ifadenin sonuna konur:

Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e,

– Bu anahtar köşkü de açar, dedi. (Ömer Seyfettin)

9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak (ret, kabul) ve teşvik bildiren (hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbete) gibi kelimelerden sonra konur:

- Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

- Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı)

 

10.Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

- Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil)

- Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)

 

11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

- Efendiler, bilirsiniz ki hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Atatürk)

- Sayın Başkan,

- Sevgili Kardeşim,

- Değerli Arkadaşım,

 

12.Sayıların yazılışında kesirleri ayırmak için kullanılır:

- 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş)

 

13. Metin içinde art arda gelen zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra konur:

- Ancak yemekte bir karara varıp, arkadaşına dikkatli dikkatli bakarak konuştu.

UYARI: Metin içinde zarf-fiil eki almış kelimelerden sonra virgül konmaz:

- Cumaları bahçede buluştukça kıza kendisinin adi bir mektep talebesi olmadığını anlatmaya çalışıyordu.(Halide Edip Adıvar)

- Şimdiye dek, ben kendimi bildim bileli kimse Değirmenoluk köyünden kaçıp da başka köyde çobanlık, yanaşmalık etmedi. (Yaşar Kemal)

- Meydanlığa varmadan bir iki defa İsmail kendisini gördü mü diye kahveye baktı. (Necati Cumalı)

 

14. Özne olarak kullanıldıklarında bu, şu, o zamirlerinden sonra konur:

- Bu, benim gibi yazarlar için hiç kolay olmaz.

- O, eski defterleri çoktan kapatmış, Osmanlıya kucağını açmıştı. (Tarık Buğra)

 

15.Kitap, dergi vb.nin künyelerinde yazar, eser, basımevi vb. maddelerden sonra konur:

- Falih Rıfkı ATAY,Tuna Kıyıları,Remzi Kitabevi, İstanbul, 1938.

Not: Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:

- ERGİN, Muharrem,Dede Korkut Kitabı,Ankara, 1958.

UYARI:Metin içinde ve, veya, yahut, ya … bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz:

- Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik’e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı.(Peyami Safa)

- Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül

- Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül! (Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI:Tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz:

- Hem gider hem ağlar.

- Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü)

- Gerek nesirde gerek nazımda yeni bir söyleyişe ulaşılmıştır.

- Siz ister inanın ister inanmayın, bir gün bile durmam.

- Ne kız verir ne dünürü küstürür.

- Bu kurallar bugün de yarın da geçerli olacaktır.

 

UYARI:Cümlede pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılanda / de bağlacından sonra virgül konmaz:

- İmlamız lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI:Metin içinde-ınca / -ince anlamıyla zarf-fiil görevinde kullanılan / mi ekinden sonra virgül konmaz:

- Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. (Orhan Kemal)

Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.(Attila İlhan)

UYARI:Şart ekinden sonra virgül konmaz:

- Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı.(Reşat Nuri Güntekin)

- Gör gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete. (Tarık Buğra)

 

Noktalı Virgül ( ; )

1.Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur:

- Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

- Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; Ankara, Londra, Bakü.

2. Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:

- Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum.

- At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır. (Atasözü)

 

3. İkiden fazla eş değer öğeler arasında virgül bulunan cümlelerde özneden sonra noktalı virgül konabilir:

- Yeni usul şiirimiz; zevksiz, köksüz, acemice görünüyordu. (Yahya Kemal Beyatlı)

 

İki Nokta (: )

1.Kendisiyle ilgili örnek verilecek cümlenin sonuna konur:

- Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.

 

2.Kendisiyle ilgili açıklama verilecek cümlenin sonuna konur:

- Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.(Atatürk)

- Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim.(Falih Rıfkı Atay)

3.Ses bilgisinde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır:

a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.

 

4.Karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişiyi belirten sözlerden sonra konur:

- Bilge Kağan:Türklerim, işitin! Üstten gök çökmedikçe, alttan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?

- Koro:Göğe erer başımız başınla senin!

- Bilge Kağan:Ulusum birleşip yücelsin diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Türklerim Bilge Kağan der bana. Ben her şeyi onlar için bildim.

Nöbetteyim!(A. Turan Oflazoğlu)

 

5. Edebî eserlerde konuşma bölümünden önceki ifadenin sonuna konur:

– Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçı sayar: Yulaf, pancar, zerzevat, tütün (Falih Rıfkı Atay)

 

6.Genel ağ adreslerinde kullanılır:

http://tdk.gov.tr

7.Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:

56:8=7, 100:2=50 vb.

 

Üç Nokta ( … )

1. Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

- Ne çare ki çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da bu yanı…(Tarık Buğra)

 

2.Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten dolayı açık yazılmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur:

- Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.

- Arabacı B…’a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar)

 

3.Alıntılarda başta, ortada ve sonda alınmayan kelime veya bölümlerin yerine konur:

… derken şehrin öte başından boğuk boğuk sesler gelmeye başladı…(Tarık Buğra)

 

4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:

Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

 

5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:

—Koca Ali… Koca Ali, be!..(Ömer Seyfettin)

UYARI:Ünlem ve soru işaretinden sonra üç nokta yerine iki nokta konulması yeterlidir:

- Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. (Tarık Buğra)

- Nasıl da akşam oldu?.. Nasıl da yavrucaklar sustu?.. Nasıl da serçecikler yuvalarına sığındı?..(Necip Fazıl Kısakürek)

 

6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:

— Yabancı yok!

— Kimsin?

— Ali…

— Hangi Ali?

— …

— Sen misin, Ali usta?

— Benim!..

— Ne arıyorsun bu vakit buralarda?

— Hiç…

— Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa!..

— !..(Ömer Seyfettin)

UYARI:Üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullanılmaz.

 

Soru İşareti ( ? )

1. Soru eki veya sözü içeren cümle veya sözlerin sonuna konur:

Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?(Faruk Nafiz Çamlıbel)

Atatürk bana sordu:

— Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay)

 

2. Soru bildiren ancak soru eki veya sözü içermeyen cümlelerin sonuna konur:

Gümrükteki memur başını kaldırdı:

— Adınız?

 

3. Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:

Yunus Emre (1240 ?-1320), (Doğum yeri: ?) vb.

1496 (?) yılında doğan Fuzuli…

Ankara’dan Antalya’ya arabayla üç saatte (?) gitmiş.

UYARI: / mi ekini alan yan cümle temel cümlenin zarf tümleci olduğunda cümlenin sonuna soru işareti konmaz:Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz.

Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner)

UYARI:Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

Üsküdar’dan mı, Hisar’dan mı, Kavaklardan mı?(Yahya Kemal Beyatlı)

 

Ünlem İşareti ( ! )

1.Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümle veya ibarelerin sonuna konur:

Hava ne kadar da sıcak! Aşk olsun! Ne kadar akıllı adamlar var! Vah vah!

 

2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! (Atatürk)

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.(Atatürk)

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!(Yahya Kemal Beyatlı)

Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.(Necmettin Halil Onan)

UYARI:Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

 

3.Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!).

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

 

Kısa Çizgi ( – )

1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil-

mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12’yi geçmiş. Kanepe-

lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvayda-

ki adam bir tanıdık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı?

Yoksa kimseciklerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboş-

lar mı oturur?(Sait Faik Abasıyanık)

 

2.Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna konur, bitişik yazılır:

Küçük bir sürü -dört inekle birkaç koyun- köye giren geniş yolun ağzında durmuştu.(Ömer Seyfettin)

3.Kelimelerin kökleri, gövdeleri ve eklerini birbirinden ayırmak için kullanılır:

al-ış, dur-ak, gör-gü-süz-lük vb.

4.Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır:

al-, dur-, gör-, ver-; başar-, kana-, okut-, taşla-, yazdır-vb.

5.İsim yapma eklerinin başına, fiil yapma eklerinin başına ve sonuna konur:

-ak, -den, -ış, -lık; -ımsa-; -la-; -tır-vb.

6.Heceleri göstermek için kullanılır:

a-raş-tır-ma, bi-le-zik, du-ruş-ma, ku-yum-cu-luk, prog-ram, ya-zar-lık vb.

7.Arasında, ve, ile, ila, …-den …-e anlamlarını vermek için kelimeler veya sayılar arasında kullanılır:

Aydın-İzmir yolu, Türk-Alman ilişkileri, Ural-Altay dil grubu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 09.30-10.30, Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı’nda soy-dil-din üçgeni, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, Türkçe-Fransızca Sözlük vb.

UYARI:Cümle içinde sayı adlarının yinelenmesinde araya kısa çizgi konmaz:On on beş yıl. Üç beş kişi geldi.

8.Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır:

50-20=30

9.Sıfırdan küçük değerleri göstermek için kullanılır:

-2 °C

 

Uzun Çizgi (—)

Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.

Frankfurt’a gelene herkesin sorduğu şunlardır:

— Eski şehri gezdin mi?

— Rothschild’in evine gittin mi?

— Goethe’nin evini gezdin mi? (Ahmet Haşim)

Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra da konabilir:

Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.

İslam Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal)

UYARI: Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kullanılmaz.

Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu:

“Hancı dedim, bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu?” (Faruk Nafiz Çamlıbel)

 

Eğik Çizgi ( / )

1. Dizeler yan yana yazıldığında aralarına konur:

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak / O benimdir, o benim milletimindir ancak. (Mehmet Akif Ersoy)

2.Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur:

Altay Sokağı No.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA

Ülke adı yazılacağında ise:

Atatürk Bulvarı No.: 217

06680 Kavaklıdere / Ankara TÜRKİYE

3.Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

18/11/1969, 15/IX/1994 vb.

4.Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek için kullanılır:

-a /-e, -an /-en, -lık /-lik, -madan /-medenvb.

5.Genel ağ adreslerinde kullanılır:

http://tdk.gov.tr

6.Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:

70/2=35

7.Fizik, matematik vb. alanlarda birimler arası orantıları gösterirken eğik çizgi araya boşluk konulmadan kullanılır:

g/sn (gram/saniye)

 

Ters Eğik Çizgi (\)

Bilişim uygulamalarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırt etmek için kullanılır:

C:\Belgelerim\Türk İşaret Dili\Kitapçık.doc

 

Tırnak İşareti ( “ ” )

1.Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır:

Türk Dil Kurumu binasının yan cephesinde Atatürk’ün “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözü yazılıdır. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözü her Türk’ü duygulandırır.

Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

UYARI:Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır:

“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar.(Yahya Kemal Beyatlı)

 

2.Özel olarak vurgulanmak istenen sözler tırnak içine alınır:

Yeni bir “barış taarruzu” başladı.

3.Cümle içerisinde eserlerin ve yazıların adları ile bölüm başlıkları tırnak içine alınır:

Bugün öğrenciler “Kendi Gök Kubbemiz” adlı şiiri incelediler.

“Yazım Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.

 

UYARI: Cümle içerisinde özel olarak belirtilmek istenen sözler, kitap ve dergi adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın eğik yazıyla dizilerek de gösterilebilir:

Höyük sözü Anadolu’da tepe olarak geçer.

Cahit Sıtkı’nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.(Ahmet Hamdi Tanpınar)

 

UYARI:Tırnak içine alınan sözlerden sonra gelen ekleri ayırmak içinckesme işareti kullanılmaz:Elif Şafak’ın “Bit Palas”ını okudunuz mu?

4.Bilimsel çalışmalarda künye verilirken makale adları tırnak içinde yazılır.

 

Tek Tırnak İşareti ( ‘ ’ )

Tırnak içinde verilen cümlenin içinde yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü, ibareyi belirtmek için kullanılır:

- Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okumaya başladı.

-  “Atatürk henüz ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa’ idi. Benden ona dair bir kitap için ön söz istemişlerdi.” (Falih Rıfkı Atay)

 

Denden İşareti (“)

Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin, söz gruplarının ve sayıların tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:

a. Etken fiil“

b.Edilgen“

c.Dönüşlü “

ç.İşteş“

 

Yay Ayraç ( )

1.Cümledeki anlamı tamamlayan ve cümlenin dışında kalan ek bilgiler için kullanılır. Yay ayraç içinde bulunan ve yargı bildiren anlatımların sonuna uygun noktalama işareti konur:

- Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç)

 

2.Özel veya cins isme ait ek, ayraçtan önce yazılır:

Yunus Emre’nin (1240?-1320)…

İmek fiilinin (ek fiil) geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

 

3.Tiyatro eserlerinde ve senaryolarda konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır:

İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakam’a yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın…(Reşat Nuri Güntekin)

 

4.Alıntıların aktarıldığı eseri, yazarı veya künye bilgilerini göstermek için kullanılır:

- Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir ya kimsenin.(Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

- Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?(Mehmet Akif Ersoy)

- Bir isim kökü, gerektiğinde çeşitli eklerle fiil kökü durumuna getirilebilir (Zülfikar 1991: 45).

 

5.Alıntılarda, alınmayan kelime veya bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir.

6.Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır:

Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

7.Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır:

1496 (?) yılında doğan Fuzuli…

8.Bir yazının maddelerini gösteren sayı ve harflerden sonra kapama ayracı konur:

 I)        1)      A)       a)

 II)      2)      B)      b)

 

Köşeli Ayraç ( [ ] )

1.Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:

Halikarnas Balıkçısı [Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886-1973)] en güzel eserlerini Bodrum’da yazmıştır.

 

2.Metin aktarmalarında, çevirilerde, alıntılarda çalışmayı yapanın eklediği sözler için kullanılır:

“Eldem, Osmanlıda en önemli fark[ın], mezar taşının şeklinde ortaya çık[tığını] söyledikten sonra…”(Hilmi Yavuz)

 

3.Kaynak olarak verilen kitap veya makalelerin künyelerine ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır:

Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet, 1922. Server Bedi [Peyami Safa]

 

Kesme İşareti ( ’ )

1.Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır:

- Kurtuluş Savaşı’nı, Atatürk’üm, Türkiye’mizin, Fatih Sultan Mehmet’e, Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın, Mehmet Emin Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i, Yunus Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, Refik Halit Karay’mış, Ahmet Cevat Emre’dir, Namık Kemal’se, Şinasi’yle, Alman’sınız, Kırgız’ım, Karakeçili’nin, Osmanlı Devleti’ndeki, Cebrail’den, Çanakkale Boğazı’nın, Samanyolu’nda, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Resmî Gazete’de, Millî Eğitim Temel Kanunu’na, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği’ni, Eski Çağ’ın, Yükselme Dönemi’nin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’na vb.

- “Onun için Batı’da bunlara birer fonksiyon buluyorlar.”(Burhan Felek)

- 1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.(Atatürk)

 

Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır:

Hisar’dan, Boğaz’dan vb.

Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır:

Bu Kanun’un 17. maddesinin c bendi… Yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 2’nci maddesine göre…vb.

Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan önce kullanılır:

Yunus Emre’nin (1240?-1320), Yakup Kadri’nin (Karaosmanoğlu) vb.

 

Ek getirildiğinde Avrupa Birliği kesme işareti ile kullanılır:

Avrupa Birliği’ne üye ülkeler…

UYARI: Sonunda 3. tekil kişi iyelik eki olan özel ada, bu ek dışında başka bir iyelik eki getirildiğinde kesme işareti konmaz:

Boğaz Köprümüzün güzelliği, Amik Ovamızın bitki örtüsü, Kuşadamızdaki liman vb.

UYARI:Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz:

Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 112’nci Birleşiminin 2’nci Oturumunda; Mavi Köşe Bakkaliyesinde vb.

UYARI: Başbakanlık, Rektörlük vb. sözler ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde Başbakanlığa, Rektörlüğe vb. biçimlerde yazılır.

UYARI:Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz:Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün vb.

UYARI: Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Halit, Şahap; Bosna-Hersek; Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Halidi, Şahabı; Bosna-Herseği; Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir.

UYARI:Özel adlar yerine kullanılan “o” zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

2.Kişi adlarından sonra gelen saygı ve unvan sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur:

Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya; Türk Dil Kurumu Başkanı’na vb.

3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur:

TBMM’nin, TDK’nin, BM’de, ABD’de, TV’ye vb.

4.Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur:

1985’te, 8’inci madde, 2’nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik, 657’yle vb.

5.Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adlarına gelen ekleri ayırmak için konur:

Başvurular 17 Aralık’a kadar sürecektir. Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu’nun veri tabanının genel ağda hizmete sunulduğu gün olan 12 Temmuz 2010 Pazartesi’nin TDK için önemi büyüktür.

6. Seslerin ölçü ve söyleyiş gereği düştüğünü göstermek için kullanılır:

Bir ok attım karlı dağın ardına

Düştü m’ola sevdiğimin yurduna

İl yanmazken ben yanarım derdine

Engel aramızı açtı n’eyleyim(Karacaoğlan)

Şems’in gözlerine bir şüphe çöreklendi: “Dostum ne’n var? Her şey yolunda mı?” (Elif Şafak)

Güzelliğin on par’etmez

Bu bendeki aşk olmasa (Âşık Veysel)

7. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur:

a’dan z’ye kadar, Türkçede -lık’la yapılmış sözler.

Etiketler: Türkçe Dil Bilgisi, gys türkçe dilbilgisi, gys sınavı türkçe, gys sınavı dilbilgisi, görevde yükselme sınavı dilbilgisi, görevde yükselme sınavı ders notları, gys ders konuları, gys, dilbilgisi, yazı işleri müdürü, idari işler müdürü